Günlük gazete ve güncel haber portalınız.
Kardeşçe yaşam, emelimiz, Sevgiyle yüklü yüreğimiz! Aşkımızdan başka özelimiz, Bir tek sen varsın, ey vatan! Toprağında doğup, doymuşuz, Suyunu içip, tozunu yutmuşuz. Varlığımızı da sende bulmuşuz, Tutulmuşuz sana, ey vatan. Bitmez bir sevda masalısın, Gökyüzünün en güzel altısın. Yetmez! Sevdiğimizi söylemek, Emeğimiz helal sana, ey vatan. Geliyor, yurtseverler çığ gibi, Mümkün mü bunu önlemeleri? Yok edilemezdi bu ‘vatan sevgisi’ Taşıyacağız sonsuzluğa seni, ey vatan. ...
Kendini bildiği günden beri, annesinden büyük bir ilgi, sevgi ve şefkat gören; güzelliğiyle ilgili duyduğu sözlerden dolayı da kendinin pamuk prensesten daha güzel olduğunu zanneden küçük kız buna iyice inanmıştı. Ancak, okula başladığında işler değişti. Arkadaşları ona hiç de güzel olmadığını hatta çirkin bile sayıldığını söylemeye başlamıştı. Küçük kız bunlara inanmıyordu.
Büyük Önderimiz M. Kemal Atatürk’ün çok güvendiği ve cumhuriyeti emanet ettiği gençliğimizin bayramını kutlayacağız. Yani, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik Ve Spor Bayramı’nı yaşayacağız. Samsun’a çıktı, Kurtuluş Savaşı’nı başlattı bu tarihte sevgili Atatürk! Sonra da bu tarihi Türk Gençliği’ne bayram olarak armağan etti. Yıllarca, 19 Mayıslarda büyük bir şuur ve gönençle ulusal bayramlarımızı yaşadık. Bu günleri, duyarlılık ve sevinçle kalabalıklar halinde ulusal paylaşım ve mutlulukla değerlendirdik.
Sevginin ön planda olduğu çocuk dünyasında, okul çağının başlamasıyla birlikte saygı da önemli ölçüde yerini alarak yaşam kalitesine etki yapmaktadır. Onun küçük yaşlarda edindiği saygınlık özellikleri geleceğini ciddi anlamda biçimlendirmekle birlikte kişiliğini de parlatmaktadır.
Ünlü mucit Arşimet, bir gün şehir banyosunda duşunu alırken bir ara elindeki su tasını önceden doldurduğu yalaktaki ılık suyun üzerine bırakır. Suya batmayan boş su tası yüzeyde dolaşmaya başlar. Arşimet büyük bir şaşkınlık ve dikkatle tasın su üzerindeki hareketlerini izler. Gördüğü şeyin ‘suyun ...
21.Yüzyıl sürecinden geçerken, 'silah', 'savaş', 'cinayet' gibi kavramların gündemden düşmemesi ve yaşamın bir parçasıymış gibi birçok platformda kullanılması düşündürücü ve özellikle gelecek nesillerin şekillendirilmesi açısından son derece üzücüdür.
Ne kadar zor! Kadına yazmak, kadın için yazmak. Anaya yazmak, ana için yazmak çok zor, çok. Hakkını anlatmaya sözcükler yetersiz, cümle yok. Duygulara sığmıyor ki sevgisi, güzelliği ve özlemi, Sevgili anneyi yazmanın hiç, hiç olanağı yok. Ya, sevgili eşe, o muhteşem kadına yazmak! Mutluluğun kaynağında duruşuna mı baksak, Aşkına, sevgisine, güzelliğine mi dem vursak? Yoksa gökyüzüne ‘hayatımın ...
Toprak sevdi insanı ürün, su, çiçek verdi. Güneş sevdi, ısı, ışık, can verdi. Deniz sevdi, yüzdürdü, Gökyüzü ise sınırsız özgürlük verdi. Ve Tanrı sevdi, inanılmaz bir zeka verdi. Ya insanoğlu! Nasıl karşılık verdi bunlara? Önceleri, karnını doyurdu ihtiyaçtan, sonra da genişletmek için çaba sarf etti. Daha sonra, bu yetmedi, başkalarının ekmeğine göz koydu ve korkunç ...
Yirmi birinci yüzyılın daha ilk yıllarında toplumlar açısından beliren işaretler, umutları azaltmakla birlikte insanlığı açlığın kavga ve kaosların beklediği kanaatini oluşturmaktadır. Yeni dünya düzeni, global, ulusal ve toplumsal boyutlarda ciddi değişimleri beraberinde getirmekte, keserin hep bir yere yonttuğu biçimde kurgulandığı yerlere çalışarak onları büyütmektedir.