Günlük gazete ve güncel haber portalınız.
Türkiye Süper Ligi’nin ilk yarısında oynanan Bursaspor-Diyarbakırspor maçında Bursa taraftarı “PKK dışarı” tezahüratı yapmış, küçük çaplı tartışmalar yaşanmış, olaylar çıkmıştı. Maçın rövanşı öncesinde günlerce bu maç konuşuldu. Büyük olaylar çıkacağına yönelik emareler kuvvetliydi. Ki bu nedenle, Diyarbakır’daki hiçbir otel, Bursaspor taraftarına rezervasyon yapmadı, taraftarı Bursa’dan Diyarbakır’a götürecek bir tek otobüs firması dahi bulunamadı.
Kenya’da yayın yapan Daily Nation gazetesi, Öcalan’ı Kenya’da yakalayıp Türkiye’ye teslim edenin MOSSAD olduğunu yazdı.
Bir zamanlar yakın geçmişte televizyonlarımızda, “kimim eli kimin cebinde” anlamında “Biri Bizi Gözetliyor-BBG” adlı programı nefeslerimizi tutarak izledik. Biraz tartıştık, biraz eğlendik, biraz kızdık, biraz sinirlendik. Programın kime faydası oldu? Hiç kimseye. Sadece anlamsız, beyinlere katkısız vakit geçirdik, boşa zaman öldürdük. Neyse ki BBG bitti, sıra geldi “MOBESE”ye…
Bir süre önce Türkiye çapında “Temiz Hava Sahası” adı altında bir proje başlatıldı. Bu proje kapsamında ilk olarak, kapalı mekânlarda sigara içme yasağı getirildi. Kimsenin kimseyi zehirlemeye hakkı yoktu ve bu nedenle aklıselim herkes tarafından, hatta aşırı nikotin bağımlısı birçok insan tarafından dahi projeye önemli oranda destek verildi, yasağa harfiyen uyuldu, uymayanlara milyarlık para cezaları kesildi.
PKK’nın ortaya çıkmasına ilişkin, kapatılan DTP’nin temsilcileri tarafından, özellikle son birkaç yıldır ve neredeyse her ortamda dillendirilerek kamuoyuna kanıksatmaya çalışılan bir söylem var; “PKK, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana, 80 yıldır var olan Kürt Sorunu nedeniyle ortaya çıkmıştır”. Devamında ise hemen şu söylem ısrarla tekrarlanır; “Kürt sorununa ilişkin PKK, 29 ncu isyandır”.
Son dönemde her nedense(!), PKK’ya karşı yaklaşık yirmi beş yıldır verilen yoğun mücadelede, Devlet’in güvenlik güçlerine yönelik suçlamalar gündeme getirildi, getirilmeye de devam ediliyor.
İtalya'da haftalık yayımlanan ve marjinal olarak bilinen komünizm yanlısı “İl Manifesto” adlı dergi, Abdullah Öcalan'ın “Kürtler İçin Adil Bir Barış” başlıklı bir yazısını yayınlamış. Anlaşıldığı kadarıyla dergi, Apo’nun avukatları aracılığıyla bir yıl önce Öcalan’a köşe yazarlığı teklifinde bulunmuş. Bir başka söyleme göre, Avrupa’da PKK’ya yakın bazı şahısların girişimleriyle köşe yazarlığı işi ayarlanmış.
Nerede bir terör eylemi, çatışma, ölüm konuşulsa, neredeyse herkes ve hep bir ağızdan, barış ve kardeşlikten bahsediyor. DTP’lisi de, PKK’lısı da, olmayanı da hatta tamamen karşı olanı da. “Barış ve kardeşlik”. Çok sade, çok güzel ve birbirini en iyi tamamlayan iki kelime. Biri dendiğinde, hemen diğeri de akla geliyor, hiç düşünmeden, gayri iradi, otomatik olarak. Belki de bu nedenle, gerekli ve hak ettiği ehemmiyet verilemiyor bu iki kelimeye.
Kapatılan DTP’nin yasaklı eski Genel Başkanı Ahmet Türk, gazeteciler tarafından öğrenilmesi ve habercilerin sık sık kapısında beklemeye başlaması üzerine, ikamet ettiği, son günlerin ünlü semti Çukurambar’dan taşınmaya karar vermiş.
DTP içerisindeki bazı milletvekilleri ile ilgili olarak, “Güvercinler”, “Şahinler” benzetmesi yapılmıştı. Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Aysel Tuğluk gibi, diğerlerine oranla daha ılımlı olanlarına/görünenlerine “Güvercin”, Emine Ayna gibi sivri dilli olanlarına da “Şahin” deniyordu. Bu benzetme, mevcut tüm partilerde de vardı, aynen spor kulüplerinde, basın camiasında, şov, sanat ve edebiyat dünyasında, ...