Günlük gazete ve güncel haber portalınız.

Devlet Bahçeli’nin sataÅŸtığı patronlar buna takılmasın…
Tayvan parlamentosundaki görüntülere benzer görüntülerin yer aldığı TBMM oturumu ertesinde MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli’nin yayınladığı yazılı açıklama, ÅŸaşırtıcıydı.
Bu açıklamada TBMM Genel Kurulu’nun bir boks ringine dönüştürülmesini kınayacak yerde, Bahçeli bir bölüm medya patronlarını hedef almıştı.
Şöyle demişti Bahçeli:
- Servetinin kaynağı ÅŸaibeli olan ve elindeki medya gücünü ticari faaliyetleri için iktidara kiralayan medya patronlarından Ahmet Çalık, Akın İpek, Turgay Ciner ve Ferit Åžahenk’in elindeki haberleÅŸme vasıtaları ve elemanları ile partimize yönelik karalamaların odağı haline geldikleri görülmektedir. Söz konusu medya temsilcilerinin gerçeÄŸe aykırı ve ahlaken sorunlu yayınlarının devamı halinde, aziz milletimiz bunları affetmeyecek ve milliyetçi, ülkücü irade ise bu ahlaksızlığı asla unutmayacaktır…
Sayın Bahçeli partisinin izleyeceği siyaseti belirlerken, geçmişte de bu tür hatalı algılamalara dayalı tepkilere kendini kaptırmış ve bundan zarar görmüş bir siyasetçi.
ÖrneÄŸin 2002′nin Temmuz ayında, BaÅŸbakan Yardımcısı olarak görev aldığı koalisyonu bozup ülkeyi erken seçime götürme kararı alırken de, DoÄŸan Medyası’nın bir etkinliÄŸine takılmamış mıydı?
Koalisyon bozduran açılış
Hatırlayın o dönemi.
5 Temmuz 2002 tarihli gazetelerde, Frankfurt’ta DoÄŸan Medya Grubu baskı tesislerinin açılışını bildiren haberler vardı.
DoÄŸan Holding Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Aydın DoÄŸan, açılışa katılan Türk ve Alman politikacılara, iÅŸadamlarına ve medya mensuplarına “Türkiye’nin AB’ye giriÅŸini hızlandırarak, samimiyetinizin en somut örneÄŸini ortaya koymuÅŸ olacaksınız. Türkiyesiz bir AB’nin, hedeflediÄŸiniz AB’ye ne derece uyacağını daha sıkı düşünmenizi istiyorum” sözleriyle çaÄŸrıda bulundu.
Frankfurt yakınlarındaki Mörfelden- Waldorf kasabasında kurulan dev tesisin açılış törenine, Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan da katılmışlardı.
Törende ANAP lideri ve BaÅŸbakan Yardımcısı Yılmaz “Modern Türkiye yolunda kaybedecek zaman yok, kazanacağımız gelecek var”, DYP lideri Tansu Çiller “Türkiye AB yolunda koÅŸulsuz olarak Kopenhag Kriterleri’ni kabul etmelidir”, AK Parti Genel BaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan ise “Kopenhag Kriterleri’yle ilgili olarak ortak siyasi irade ortaya konulmaldır” ÅŸeklinde konuÅŸmuÅŸlardı.
Bu açılıştan üç gün sonra 8 Temmuz 2002 tarihli gazetelerde ise şu haber vardı:
Öfkeyle kalkan nasıl oturur?
MHP Genel BaÅŸkanı Devlet Bahçeli, partisinin Bursa İl BaÅŸkanlığı’nca düzenlenen “11′inci Kocayayla Türkmen Kurultayı” nda seçim tartışmalarına girdi ve “DSP-ANAP-DYP ortaklığı” biçiminde özetlenen hükümet formülüne rest çekti. Bahçeli “Cesaretiniz varsa gelin 3 Kasım’da seçime gidelim” dedi… Bahçeli, erken seçim önerisini AB tartışmalarıyla da iliÅŸkilendirdi; yeni Meclis’in ortaya koyacağı yeni iktidarın, Türkiye-Avrupa iliÅŸkilerinde de önemli adımlar atabileceÄŸini vurguladı.
Evet… Görüldüğü gibi DoÄŸan Medya Grubu’nun bir etkinliÄŸi Bahçeli’ye koalisyon bozdurmuÅŸtur.
Bahçeli’nin önerisi ile yapılan 3 Kasım 2002 Genel seçimlerinde ise MHP yüzde 8.3 oy oranı ile barajın altında ve TBMM dışında kalmıştır.
Bahçeli şimdi de başka medya gruplarına ve patronlarına takılmış durumda.
Oysa 17 Aralık 2009′da yaptığı basın toplantısında sağına ve soluna oturttuÄŸu 11 gazeteci arasında Sabah’tan da, Habertürk’ten de temsilciler vardı.
Aslında Sayın Bahçeli’nin medyaya bakış açısında bir tutarlılık aramak çok doÄŸru mu bilemiyorum.
Dönelim 2002 yılına.
Devlet Bahçeli MHP Grup toplantısında konuşurken, metin dışına çıkıyor.
Sonrasını Taha Akyol’un 5 Haziran 2002 tarihli yazısından izleyelim:
Akyol’un kaleminden
- Metni okuduktan sonra Bahçeli’yi dinlemeye ve salondaki MHP’lilerin tepkilerini gözlemeye koyuldum. Sonra alışılmadık bir ÅŸey oldu: Bahçeli konuÅŸma metninin dışına çıktı. Hem de ne çıkış…
Bahçeli, “Bazı medya ve siyaset çevrelerinin Milliyetçi Hareket’i zaman zaman Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecinde gerekli reformlara engel olarak göstermeye çalıştıkları bilinmektedir” dedikten sonra, metin dışına çıktığı uyarısıyla medyaya salvoya baÅŸladı: 23 Mayıs- 1 Haziran arasında, yani kendisi Çin’deyken 55 köşe yazarı, AB ile ilgili ve MHP’ye de deÄŸinen toplam 107 yazı yazmıştı. Dördü dışındakiler ‘MHP’yi hedef gösteriyordu.’
MHP’nin AB tutumunu yazanlar arasında Radikal toplam 19 köşe yazısıyla takım ÅŸampiyonu, bendeniz de kiÅŸisel dalda sekiz yazıyla birinci ilan edildim. (İsmet Berkan beÅŸ yazıyla ikinci ilan edilirken, Taha Akyol, Mehmet Ali Birand ve Mustafa Balbay dörder yazıyla üçüncülüğü paylaÅŸtılar.)
Türkiye’de ilk kez bir baÅŸbakan yardımcısı, kendisi ve partisi hakkında yazan gazeteleri ve gazetecileri ismen, hem de Meclis çatısı altında kamuoyuna ifÅŸa ediyor, kendisinin eleÅŸtirildiÄŸi yazıların çetelesini sıralıyordu.
Hep böyle yapmış
Oysa bunu daha önce de yapmış Bahçeli.
Bahçeli 2002′nin Ocak başında, gazetelerin Ankara temsilcileri ile sohbet ederken üç gazetecinin, Erdal SaÄŸlam, Mehmet Ali Birand, Mustafa Balbay’ın isimlerini vererek onları eleÅŸtiriyor.
26 Ocak 2002′de de ErtuÄŸrul Özkök köşesinde Bahçeli’nin gazetecilerle sohbetini yorumlarken ÅŸu kehaneti seslendiriyor:
- Bana göre bu görüşmeyle Bahçeli’nin hem Türkiye’ye hem de dünyaya vermek istediÄŸi asıl önemli mesaj ÅŸu:
”Bu hükümet 2004′e kadar iÅŸbaşında.” Bunun en saÄŸlam temel taşı da BaÅŸbakan Ecevit’le BaÅŸbakan Yardımcısı Bahçeli arasında kurulan ”çok saÄŸlam” ve ”karşılıklı saygıya” dayalı iliÅŸki. Peki bu çerçeve içinde öteki BaÅŸbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın fonksiyonu ne? O da çok önemli.
Sonuç olarak diyorum ki.
Bahçeli’nin açıklamasında isimleri geçen medya patronları buna takılmasınlar.
Böyle yapmak Bahçeli’nin alışkanlığıdır.
Mehmet BARLAS / SABAH